Ben pandemi öncesinde de, belki de her sektörde adına ‘değişim’ değil de ‘gelişim’ dediğim bir akımın başlayacağını düşünüyordum. Özellikle bazı iş alanlarının gelişmesinin gerekliliği ‘ben geliyorum’ diye bağırıyordu. Hizmet dediğimiz yeni bir sektör var ama lütfen hizmet sektörü diye genel çerçeveye soktuğum bu kelimeyi, kafanızda bir sektör olarak sınırlamayınız. Bu aynı şirket içinde başka departmanlara hizmet veren bölümler, ürünler için bile geçerli bir kelime aslında. Yani şu an size dediğim, kafanızdaki sınırları kaldırın, ve bir bakın pandemi ile hayatımızda neler değişti?

Şirketlerdeki destek departmanlarının hemen hemen hepsinin homeoffice çalışabileceğini gördük. Artık hiçbirini tanımasak da o masayı dolduruyorlar ve X masası işini yapıyor diyebiliriz. Hatta artık o masaları robotlar, yapay zekalar doldurabilir mi soruları sorulmaya başlandı bile. Hal böyle olunca aklıma çalışan memnuniyeti, aidiyeti, kurumsal kültür gibi geleneksel olguların yerini ne alacak, yok olup gidecekler mi, soruları geliyor. İnsan Kaynakları dediğimiz birim artık sadece maaş ve bordro işlerine bakan bir bölüm mü oluyor? Bence yazılımcı dili ile alpha yani yeni dünyaya göre şirketler bu konuda yeni bakış açısı ile tasarım yapmalı ve bu tasarımın kodlama işlerini yaparak çok yakında işveren ve yönetici olarak karşımıza çıkacak olan Y-Z kuşağını yakalamalıdır. Tasarım ve nasıl yapılacağı konusunun netleşmesi çok önemli, yani artık BETA olacak sistemler tamamlanmalıdır. Bekleyecek vakit kalmadı, belki o sistem kurumu için bile geç kalmış olabilirsiniz.

Hayatımızda o kadar çok konu değişti ki, aynı kalmamız imkânsız hale geldi. Özellikle en çok uğraştığımız kurum kültürü, çalışan memnuniyeti kavramlarına bakış açılarının değiştiğini düşünüyorum. Mesela, satış departmanında çalışan bir kişi pandemi ile artık müşteri ziyareti yapamıyor, masasından herhangi bir online program kullanarak müşterisi ile görüşebiliyor. E-ticaretin hızlanması ile belki de birkaç yıla kadar bayi-distribitör -satış kanalı vb. de hayatımızdan çıkacak, peki bu satış temsilcileri ne yapacak? Bütün kurum kültürünü yalamış yutmuş, şirket aidiyeti çok yüksek bu çalışanlardan vazgeçmeyecek mi şirketler sizce? Cevap tabii ki hayır! Bal gibi de vazgeçecekler... O kadar eğitim, o kadar insana yapılan yatırım bir anda çöp olacak gibi gözüküyor. Pandemi hayatımıza girmeseydi belki bunu biz 30-40 yıl sonra anlayacaktık. Pandemi ile hızlanan bu süreçte İnsan Kaynakları birimlerinin şirketlerinin beklentilerine göre yeni süreçlerini, yeni çalışma modellerini oluşturmaları gerekiyor. Özellikle gençlerin sesine kulak vermek, onların beklentilerini doğru anlamak çok çok önemli hale geliyor.

2020 yılında Universium, sekizincisini gerçekleştirdiği ‘en çekici işverenler’ araştırmasında, 72 bine yakın gence kulak verdi ve en çarpıcı sonuç da gençlerin yurt dışı fırsatlarını kollamaları ve bu nedenle global markalarda çalışmak istemeleri oldu. Gençlerin ve yeni işe başlayan profesyonellerin %78’i ülkeden gitmek istiyor. Bu çok vahim tablonun ana sebebi; üniversite öğrencileri için iş bulamama kaygısı, çalışan gençlik için ise işi layık olanın yapmaması yani liyakat kültürünün olmaması olarak belirlenmiş diyebiliriz. Ülke olarak, gençlerimizi elde tutma, yetenek değil de yetkinliklerinin artırımı için yeni müfredatlar geliştirme zorunluluğumuz olduğu gibi İnsan Kaynakları uygulamalarının da hem Y-Z kuşağı ihtiyaçlarını karşılayacak araçlar kullanarak hem de yetkinlikleri geliştirecek uygulamalar ile başarılı olacağının kesin olduğunu düşünüyorum. Paulo Coelho’nun dediği gibi “Tam bütün cevapları buldum dersin, sorular değişir.” Yaşadığımız yeni dünya düzeninde hiçbir şey maalesef kurallara bağlı kalmıyor. Ve biz de her gün oyunun kuralına göre her şeyde değişiklik yapabilecek insan gücünü yetiştirmek zorundayız.