Auguste Comte 1830 yılında yaptığı “kuşak” çalışmasının günümüzde küresel bir söyleme dönüşeceğini duysaydı, güler geçerdi. Konu nerelere geldi değil mi? Şöyle bir düşünelim. Bugünlerde yine gündemde olan Z kuşağı problemlerine özellikle Y kuşağından çok ciddi itham ve söylemler geliyor. “Aptal nesil, Kayıp Gençlik, Teknoloji Bağımlıları, Ukala” gibi tanımlamaların ardı arkası kesilmiyor. Peki kendisinden önceki nesiller tarafından da “kayıp kuşak” olarak adlandırılan bu nesiller neden bu kötü geleneği sürdürüyor?

Aslında çok geriye gitmeye gerek yok. İçinde bulunduğumuz toplumda bizi var eden ve genel görüşlerimizi etkileyen etkiler daima oluyor. İnsanlar geçmişte “saygı ve terbiye” sınırları olarak gördükleri bazı kriterlerin çok değişken olduğunu anladılar. Değişim, bildiğinin ötesinden tedirgin olan, tüm bireyleri korkutur. Öyle ki bilinmeyeni eleştirmek, farklılıkları ötekileştirmek günümüzde bir toplum sporu haline geldi.

“Bizim çocuk çok zeki, telefonu bir kurcalıyor şaşıp kalıyorum, ben o kadar kullanamıyorum daha 6 yaşında!” gibi cümleleri sizde işittiniz değil mi? Burada konunun çocuğun zeki olması değil, ebeveynin değişime ayak uyduramaması olduğunu anlamışsınızdır.

2000’li yılların başında bilgisayar çağıyla başlayan bazı değişimler tüm kuşakları derinden sarstı. “Chatleşme” ayıbı tüm kuşaklar için günümüz normali haline geldi. “Ahlaksız Z kuşağını” eleştirenlerin Türkiye’de insan haklarının ayıplarının en çok yaşandığı dönemlerden geliyor olmaları bir tesadüf mü? Sinema da erotik film çağı yaşatmak ayıp mıydı? “Eskiden böyle şeyler söylenmezdi” dediğimiz tüm hikayelerinin ardından büyük dramlar çıkmadı mı? Bunları gerçekten bir sonra gelen nesil mi gerçekleştirdi yoksa her neslin kendi dinamiklerini yansıtma şekli mi başkaydı? Sanırım sormaya başlasak bitiremeyeceğimiz sorular bunlar. Ne zaman “anlamaya” çalışırsak o zaman çatışmaları daha da azaltmaya başlıyoruz.

Günümüzün büyük karmaşası içinde nefes almaya çalışan, Ankara’nın ötesinde yüzlerce yıllık kimlik ve kişilik bunalımına sahip milyonlarca insanımız var. Tiktok videolarında dans eden, çeşitli konseptlerde saçma videolar çeken bu topluluk bozuk sistemimizin açık bir sonucu. Böyle bir ülke sistem hazırlayıp, bu insanlara “neden bu dünyadasın” demek sizce adil mi? Çocuk yaşta evlendirilen, okumasına izin verilmeyen, fikri önemsenmemiş, baskı ve bunalım içinde büyüyen bu insanlar elbet bir patlama yaşayacaktı. Oyunlar, filmler, diziler gibi sosyal medya platformları da insanları bulundukları dünyadan uzaklaştıran dijital uyuşturucular oldu.

Meselenin nesiller arası çatışmadan ziyade değişimi doğru yönetmek olduğunu anladığımız, daha verimli kelebek etkilerinin oluşacağı bir dünya dileğiyle…